31 Mart 2010 Çarşamba

Poetry the freak way

Supermarket Cesus dolmuş etrafım!

Star Wars'taki güç geldi aklıma
Acaba birileri gücü aleyhime mi kullanıyor
Aslında Nisan hep iyi şeyler hatırlatmıştır bana
Tabi ki bu seneye kadarmış demek istemiyorum
Yarın 1 Nisan ecnebi tabiri ile bana hergün 1 Nisan
IAMX de 3 Nisan Beybilon, 2'si zaten ölüm
Şimdi bakıyorum, kafamdan kurmaya çalışıyorum
Snow'da ne olacak acaba...

Chris Corner sahne şovu şukeladır, önerilir

29 Mart 2010 Pazartesi

Red

Daha önce de beyan edildiği üzere bu aralar ders çalışma durumları var
Zaten blog yazılarım da artmış, baktım şöyle geriye dönük
İnsan ders çalışmamak için herşeyi yapıyor
Neyse 2 gündür transplant immünolojisi çalışan biri olarak aklımda şunlar yer etti


1. Akut Rejekt: Takılan organın erkenden alıcıdan atılması diye özetleyelim. Ver ilacı sıkıntı çıkmaz. Bas steroidi yüksek doz. Çok dallanıp budaklanmasın yeter. Önceden karşılaşılmış etkenlere karşı edinilmiş antikorlara bağlı.
Burada ana tedavi hemen anlamak rahatsızlığı
Başarı %75-90


2. Kronik Rejekt: Tedavisi zor olan. Hafıza hücreleri devrede (Tcell). Geçen zamanla birçok mekanizma giriyor devreye. Genelde dönüşü yok. Hem de çok ama çok pahalı tedavisi. Akut red fazı tedavi edilmez, tanınmaz da geç kalınırsa akut faz geçiştirilse bile bu tipin görülme riski çok artıyor. Ben demedim Sabiston emmi buyurmuş. 
Başarı %50-70

Bir de GVHR var ki neyse o çok derin mevzu.

 

27 Mart 2010 Cumartesi

(WANT)ˉ¹= MUST





I'm not myself at all, I'm not myself at all



Silent sunsets
Lonely hours
Uncorrupted thoughts.
I'm not like you but I can fit the role perfectly.
"I am afraid of the world; I know it can hurt." 




I'm very bored
fighting myself much hard than I fight them

It's bitter to consider
that it's myself and not the world that kills me

It's bitter to consider
that it's myself and not the world that kills me 

25 Mart 2010 Perşembe

Sevenlere müjde, sevmeyenlere az daha sabır


Bugün duruşmaya gittim, yahut daha doğru söylemiyle duruşmamaya
Yani kimse bir yerde durmadı
Sanık Ş.C gelmedi
Hakim bey amca da anlat çucuğum dediği anda anladım ki bu ortam bana göre


Anlatayım sayın başkanım dedim. Bu arada duruşma salonu böyle filmlerdeki gibi değil 
15-20 metrekare bir yer
Ben anlattım ama amca pek anlamadı, gel otur yanıma dedi
Çıktım kürsüye baktık beraber dosyaya ben anlattım o dinledi
Çay? dedi, yok efendim, teşekkür ederim falan
Neyse  yazdırdık beraber yazıcı kıza.
Şikayetçi misin dedi? Baktım gözünün içine aldım mesajı
O bana sever gözlerle haydi güle güle doktor evladım dedi ben ona sağolun sayın başkanım, 
sizlerle en içten duygularımla teşekkür eder saygılarımı sunarım dedim(evet ben bugün bunu dedim:)


Yani planlarım hiç işe yaramadı o duygusal konuşmalar, o gururlu genç edaları

Bu arada mahkeme hazırlanma prosesindeki eksiklerimi öğrenmiş oldum.
Tebligatı alınca:

1. Tebligat size mi?
2. Duruşma nerede?

bunlar temel basamaklar savunmadan bile önemli çünkü olmadığınız yerde savunma nanay olabilir. 
Son anda yetiştim. Kadıköy adliyesinde yani bahariyede değilmiş
Taaa Hasanpaşa evlendirme dairesine koşa koşa gittim oradaymış benim duruşma.


 Hmmm uzun yazı oldu tarzım değil ama mutluluk işte bu akşam için kendimi mapus damlarında brit türküleri çığırırken hayal etmiştim.




Bu sebeple uuuuuu tühhhhh girseydi de kodese toplum huzur bulsaydı diyenlere sabır, 
ayyy iyi ki girmedi diyenlere de iyi düşündünüz mü der giderim
Bye

24 Mart 2010 Çarşamba

Adliye

Yarın sabah 9'da Kadıköy Adliyesinde davam var!
Ben davacı olmuşum haberim yok ama bir kağıt verdiler elime 
Eğer gitmezsem CMK 2352 den gereğini yaparız demekte
Ben de her ihtimale karşı savunmamı hazırlıyorum!


Davacı da olsam neme lazım ayağa kalk gereği düşünüldü
sen tanıktın, sanık oldun 
yahut 
davacıydın ama ''kararımız sanığa beraat sana müebbet''
gibi olaylara hazır olmak lazım...
Ben savunmamı aşağıdaki veriler ışığında hazırladım
Çok ümitliyim...


Eğer bu prototipte duygusal bir konuşma işe yaramazsa 
tribünlere oynamayı düşünüyorum.
Tamam yaptım, ama sor bi neden?



Baktım ki tribünler de aleyhimde elden ne gelir
Şöyle klark bakışı ve gururlu bir edayla tüm heyete bakıp...

23 Mart 2010 Salı

Throw in the towel







22 Mart 2010 Pazartesi

Kuçu Sevgisi

Kafamdaki 20 yıllık sorunun cevabını bulamadım
Bugün twitter'da Sia'nın twiti gene getirdi aklıma
Acaba Humphrey'e ne oldu?

Gerçekten çalındı mı?
Yoksa namaz olmasa da evde ''abdest bozan''  muamelesi mi gördü?



You were waiting for me, adore me, you saw me
as I wish the whole world would
You would never hurt me, desert me or work me
For all the things you thought you should
You would lick the tears from my eyes when I cry
How I missed you when I was gone
Hurt me so to leave you deceive you I needed you
I believed in you.

Oh I never meant to let you down
Awake with a stake in my eye
I never meant to put you down
I'm trying not to fall apart

All I have are pictures and stitches and riches
But money could never buy what you give
Though my heart is achin' and breakin' I'm makin'
The most of what you send my way
I want just to hold you, unfold you, I told
That I am coming back for you
I know we will be okay everyday 
And the sun shines a little brighter

Oh I never meant to let you down
Awake with a stake in my eye
I never meant to put you down
I'm trying not to fall apart
I never meant to let you down
awake with a stake in my heart
I never meant to let you down
I'm trying not to fall apart
I'm trying not to fall apart

When we reunite we'll set a light
I'm wishing with all of my mind
Oh no, I never meant to let you down
(awake with a stake in my heart)
Never meant to let you down
(I'm trying not to fall apart)
I never let you down
(awake with a stake in my heart)
I never meant to let you down
I'm trying not to fall apart. 

18 Mart 2010 Perşembe

Sutcivni!

Am i the master of my fate?
Am i the captain of my soul?





FARK ETTİM Kİ EVET


15 Mart 2010 Pazartesi

İyi hissetmekle, ayyy ne iyi denilmesi!

İlginç bir gündü
Eski günler gibiydi, 
Ne zamandır bir ''soft-laşmıştım''
Bu normalde beni mutlu mu etmeliydi, bilmiyorum!



Öfke sakıncalı sakin ol diyorlar, e peki tamam

O zaman kimseye öfkeni göstermezsen, sevgini göstermenin ne anlamı kalıyor
Baz davranış ''0'' olsun, sevgi, takdir vs ''+1'' olsun öfke, eleştiri vs vs sakin kalınıp baz yani sıfır gösterilince
Bana göre birşey eksik kalıyor, rahatlayamıyorum o zaman, 
-1 ler hatta -3,-5 de lazım.
 Adil gelmiyor, sakin kalmak bana
Ama bugün eski formumdan birşey kaybetmediğimi anladım
Bugün herkes hakettiğini aldı. (artılar, eksilerle doluydu günüm)



Mevlana değilim ki come as you are olsun.
Ne bileyim işte 


13 Mart 2010 Cumartesi

Gıcık aldım

Hayatımda, bu kadar iyi çekimleri olup, bu kadar süper oyunculuğa sahip, senaryosu ve mesajları tek tek bakılınca inanılmaz iyi iken, ne demek istediğini anlatmamak için (böyle olunca daha tirendi oluyor sanırım)  inanılmaz çaba gösterilmiş çok az film gördüm. Bütüne bakınca ne var ne yok gitmiş. Bizim entel dantel takımı da yine bir ........ harükası, ne şahane anlatım, ne  züper kadraj ötüp duruyorlar. İnternette bir ara sanırım facebook'ta bir ilaç reklamı dönüyordu. 2x1 ondan başlıyorum hepsine.

Hııı bazıları ne yani çok iyiydi bak şurada önetmen (y yi bilerek yazmadım) şunu vurgulamış, çekimler şundan şöyle böyle diyecekler. Kardeş (ramiz tonlamasıyla) ben yüzeysel biriyim! ben anlamadım demek ki, zaten şu kadıköyde acaip giyimli tipler oturup ''aslında postmodernizmin toplum ve bireyin vs vs vs '' diye konuşuyorlar ya onlara da kılım. Hayatlarını kaybetmeyeceklerini bilsem öyle birşey olsa hepsini öldürebilirim mesela. 

Ne demek istiyorsa diyemeyen her varlığa gıcığım bu aralar.  Dayanın az kaldı kurtuluşunuza


You tried so hard to be someone
That you forgot who you are
You tried to fill some emptiness
‘Til all you had spilled over
Now everything’s so far away
That you don’t know where you are, you are

When all that you wanted
And all that you had
Don’t seem so much
For you to hold on to 
For you to belong to

When it’s hard to be yourself
It’s not to be someone else
Still everything’s so far away
That you forget where you are, you are

When all that you wanted
And all that you had
Don’t seem so much
For you to hold on to 

Hold on 

When all that you wanted
And all that you had
Don’t seem so much
For you to hold on to
For you to belong to     

ps: şaka, neme lazım

12 Mart 2010 Cuma

-sa da, -se de

Hayret bu haftasonu nöbet yok
Hava güzel olsa da yürüyebilsem, çok ara verdim.

Kafam dağılmasa da planladığım konuları bitirebilsem, çok az kaldığını hissettim.

Zaman olsa da bir kanat yesem, pek istedim.

Sınav geçse de denize çıksam, çok özledim.

Tatil olsa da Ankara'ya gidebilsem, pek sıkıldım.

Nisan olsa da anne baba gelse, çok acıktım.

10 Mart 2010 Çarşamba

Noskarlar!

Üşenmedim seyrettim…


The Hurt Locker: Çok akıcıydı. Sıkmadan, boğmadan seyrettirdi kendisini. Çekimleri, sahne seçimleri. Savaş filmi değildi o kesin. Daha çok addicted to… noktalı alanı neyle doldurursan doldur filmiydi.

Avatar: İyi filmdi. Ama Oscar jurisi genel olarak ‘’iyi film’’ tanımını farklı yapıyor. Ne hatırlıyorsunuz filmden? Ne düşüncelerle çıktınız? En iyi film oscarına zayıf kaldı

An Education: Sona doğru baymasanız kadın oyuncular için seyre değer

District 9: Çok iyi filmdi. Oscarda en fazla hakkı yenmiş film. En iyi filmi alır mıydı? Avatar alsaydı kesin almalıydı derdim. HL alınca arada kaldım. Cidade de Deus çok aklıma geldi filmde. Birilerini ötekileştirince ne güzel meşrulaşıyor olaylar değil mi?
The Blind Side: Oyunculuk için seyredilir. Hikaye rutin, sonuç rutin. Moral filmi…

Inglourious Basterds: Oscar??? Waltz aldı, filmden de en çok o akılda kaldı. Film yerine oyuncusu akılda kaldığına ve herkes waltzdan bahsettiğine göre… Gene de iyi filmdi

A Serious Man: Coen klasiklerinden biri. Yani genel hatlarıyla gereksiz bir film

Up: Eğer jürinin de küçüklüğünde dream bookları olsaymış, bu film kesin Oscar alırmış. Kazma juri işte. Ps i love you hatırladım vs vs. Ama ufaklığın babası iyi adam mı kötü adam mı çözemedim. Deleted scene lere mi kurban oldu onu da çözemedim. Sonda bir ana gördük o kadar!

Up in the Air: Seyirlik ama oscarlık değil. Ne alaka anlamadım.Bu aday olup alsa mahkeme kararı ile geçmişe dönük faiziyle ne filmlere oscar vermek lazım

Precious: Senaristi türk mü acaba diye baktım ama olamaz, tecavüzcü baba, bize ters, tecavüzcü ne bileyim almanyadan gelen akraba falan olsa tam uyarlama türk dizisi çıkar. Perşembe günkü diziye alternatif olur.

Oscardan önce yazmadım ki juri etkide kalmasın! HL almasa da Up veya District alsa üzülmeyecektim, ama bu 3’ü dışında biri alsa isyan ettiresi bir Oscar olurdu.

9 Mart 2010 Salı

Confusion!



İŞİTSEL




GÖRSEL








8 Mart 2010 Pazartesi

Clare için neden üzülürler ki?



Neden üzülüyorsun ki!


Nothing. I was just hoping you're...

Bugün... Sarı Mimoza Günü

2010 IWD, ZORLA GÖÇE ZORLANANLAR İÇİNMİŞ
DEMEK Kİ HALA ZORLA GÖÇ ETTİRİLEN, EVİ BARKI YIKILAN, ÇOCUKLARI İLE ORTADA KALANLAR VARMIŞ...
YAPILAN ARAŞTIRMALAR GÖSTERİYORMUŞ Kİ
EVLERİNDEN BARKLARINDAN OLDUKLARI YETMİYORMUŞ GİBİ BİR DE
CİNSEL İSTİSMARA UĞRUYORLARMIŞ...
DEMEK Kİ HALA ERKEKLERİN SAVAŞI, HIRSI YÜZÜNDEN ZARAR GÖRENLER VARMIŞ...


Love is where she is, she makes a house into a home,
Be it anywhere, India, England, Africa, Paris or Rome.
Intelligent yet innocent, noble in nature, her heart pure,
She’s the virtuous woman, God’s best creation, for sure!


 

YUKARDAKİ GİBİ ŞİİRLERLE KANDIRILIP,
AYYY BEN NEYMİŞİM DEYİP,
KADIN OLUP KENDİSİNE DUYULAN HASTALIKLI SEVGİYE CEVAP VERMEDİ DİYE ÖLDÜRÜLENLER DE...
 
BİR VARMIŞ, BİR YOKMUŞ
 





7 Mart 2010 Pazar

RASTGELE

Oskar                                            İndis                      Santa_Bora


en iyi film                                      Avatar                      The Hurt Locker

en iyi erkek oyuncu                    Jeff Bridges                    Jeff Bridges

en iyi kadın oyuncu                    Meryl Streep                 Sandra Bullock

en iyi yardımcı erkek oyuncu    Christoph Waltz         Christoph Waltz

en iyi yardımcı kadın oyuncu        Mo'Nique                       Mo'Nique

en iyi yönetmen                        James Cameron             Kathryn Bigelow

en iyi animasyon                            Up                                       Up

en iyi yabancı film                    Un Prophète                 The White Ribbon

en iyi sanat yönetmeni                 Nine                                  Avatar

en iyi kostüm tasarımı              Bright Star                  The Young Victoria

en iyi müzik                                 Up                                      Avatar

en iyi orijinal şarkı            The Weary Kind                  The Weary Kind

6 Mart 2010 Cumartesi

Going down.... till?

You see it?
I feel this great, great pressure
coming down on me. Its constantly coming down on me.
Its crushing me.

2 Mart 2010 Salı

Öylesine...

Liste öyle içimden gelenlerden oluşuyor. 
Flunk belki biraz az duyulmuş gibi gelebilir, en azından diğerlerine göre...
Benim gibi Waldeck ve Morcheeba sevenlerdenseniz Flunksever olabilirsiniz.
Athlete Wires'ı dinleyin, şarkıyı düşünün sonra hikayesini okuyun derim.
Tersini yapmayın plizzz
Editors 2 şarkıyı Joel'i Myla'sı için beklerken düşünüp koymuş bulundum.
Pete de..., neyse boşverin o piyango