28 Temmuz 2011 Perşembe

İ-GIZ

Kel alaka konular, genel yayın  yönetmeni olarak, bu akşamki konum, apple.

Bilen bilir, ben sağlam bir i-phone karşıtıyım, bunun markasal bir geçmişi yok, i-pod çıktı ilk alanlardanım, mac-air çıkmadan sıraya girdim, aldım. Şu an hedef kitle, apple'ı elma zannederken, az bir geçmişimiz vardı kendisiyle. Fakat i-phone'a hiç ısınamadım. Bunun sebebinin şöyle metaforize edebilirim (metaforize etmek ne ola ki?) şimdi lahmacun lezzetli bir yemek, yalan mı? Hayır. Ama genel olarak geçmişten gelen, son yıllarda, veya son on yıl demek daha doğru, azalan, bir negatif sosyal algı vardır, lahmacuna karşı, temsil ettiği atfedilen sosyal tabakaya yönelik, yok, lahmacunla, viski içmek, tavana çiğ köfte yapıştırmak, arada kalmışların gıdası gibi. Şimdi çok yok, kız arkadaşı, karını tak koluna git, lahmacun yemeye, ben gençken öyle değildi o işler, ıyyyy lahmacun mu? tepkisi alırdınız. Şimdi lahmacun kötü bir yemek mi? Hayır, hatta iyi yapılırsa dadından yinmez, fakat, bilinç altı hep bir dürter, oğlum yapma etme. işte i-phone da öyle benim için, tamam iyi telefon deniyor ama bana ifade ettiği, alt metininde barındırdıkları hep negatif, o benim ayfonum var ruh hali var, şimdi detaya girsem, on sayfa yazı olur, işte o ruh hali benim manevi red sebebim.

Şimdi gelelim teknolojik kısmına, ulan ortaokuldan beri, bu teknoloji işine merakımız var, ilk okuldan komodor, orta okuldan amiga, liseden plus çocuğuyuz, belki gerçekten kafası basan onlarca adamla bu telefonun overrated olduğunu tartıştım, siz telefona onca para veriyorsunuz, daha sonra çatır çatır aplikasyona, ve bana hep telefonu överken bu app. lardan bahsediyorsunuz, bu deli para verip, bmw alıp, sonradan para verip taktırdığın ses sistemi ile veya koltuk döşemesi ile övünmek gibi. ama hiç anlaşamadık, yok öyle yok böyle.
Bu kadar şeyi neden yazdım, adamın biri çıktı sözlükte bir yazı yazdı, bak yıllardır anlatamadığımı bu kadar mı şahane anlatır birisi, dün koltuktan aşağı düştüm, okuyunca, depeyi zamanından beri bu kadar böğürerek güldüğüm azdır, acaba bende mi sorun var diye teknoloji konusunda üstün saygı duyduğum, kendisi de ayfon 4 kullanıcısı olan, hasan abi'ye gösterdim, o benden beter devrildi ki ben gevşek adamımdır o buz adam. ahanda bu entry, ki bunu anlarsan tamam kardeş sen iphone kullan bana ilişme de, ama bu ne yahu, küfürlü müfürlü, nesi komik ki, diyorsan kardeş sen git, samimi söylüyorum, aselsan vardı, 1919 diye modeli vardı ondan kullan.

Bu coverı ne güzel olmıuş, bana soğuk bir kış günü asansör önü bir dialog hatırlattı, muhatabını, yukardaki lahmacunculardan ayrı, gayrı tutarım;

24 Temmuz 2011 Pazar

Karma-karışık

Çok ama çok sıcak İstanbul, dışarı çıkmak ciddi anlamda akıl karı değil, Mersin'den kaçışımı hatırlıyorum da, yaz dönemi bir daha dönmem demiştim, zaten okul bittikten ve evlendikten sonra da eylül öncesi gitmedim hiç, yaşam enerjim kayboluyordu.
E şimdi ne oldu, o kadar karasal iklimi gezdik ve İstanbul? Son 4-5 yıldır iyiydi ilişkimiz ama bu sene hele ki son 3-4 gündür, ihanet etti bana, arkadaş bu ne resmen eriyip akıyorum, zaten sıkıntıya gelemem hemen kızarır terler bünyem, bir de sigaraya son kampanyası iyice darlandım. Evet, bu sefer ağır toplum baskısı, ve babalık bilinciyle, aslında aralık 2010 için verdiğim sözü tutmaya ve yıllar süren seviyeli seviyesiz ilişkimizi bitirmeye karar verdim püf püfle. Daha önce biri 1 ay diğeri 6 ay iki denemem olmuş, her ikisini de kendimce haklı olarak adam öldürmemek için sona erdirmiştim. Sakin ve şevkatli bünyeme iyi gelmiyor ayrılığımız-dı. Bu sefer efendi gibi gittim sigara bırakma polikliniğine, bir test yapıyorlar, bağımlılık düzeyi ölçümü için, ben zaten bakmayın gönüllü gibi olduğuna şefimle ve onun zoruyla gittim. Test sizin bağımlılık düzeyinizi belirlemek içinmiş, ben 10 üzerinden on tam not aldım, kemal abi 7 de kaldı, sanki bir bokmuş gibi, nasıl koyduk selamı çaktım ama utandım sonra ulan sana tam bir bağımlısın diyorlar bilimsel olarak sen sırıtıyorsun dedim kendi kendime, abi dedim sinirden oldu o sırıtış ve el hareketleri, o da bi bozuldu sanki ulan ben şefim bu on aldı ben yedi gibisinden, yahut bana öyle geldi. Neyse alıyorlar testi bakanlığın özel bir sayfası varmış ve oraya giriliyormuş sonuçlar, bir de sağlık soruları var işte kronik hastalığın var mı? başka ilaç kullanımı var mı? daha önce sigara için ilaç kullandın mı? madde veya alkol bağımlılığı var mı gibi. Onu da dolduruyorsun ve haber bekliyorsun, hangi ilacı kullanacağınız, bir yazıyla merkezden belirleniyor ve size ücretsiz veriyorlar, yanında kontrol günlerinizin olduğu bir de form gelmekte. Bana Champix, K abiye Zyban çıktı. Başladık bakalım, Yan etkileri konusunda tedirgin olsam da, başka çarem yok gibi geliyor. İlk 8-14 günde bırakmanız gerekiyormuş, ben kendime 14. günü seçtim önce sonra 10'a düşürdüm, haftasonuna geliyor, yatarım evde ilişmem kimseye diye düşündüm. Babalık zor zanaatmiş, onu anladım. Meine ugly boy, acaip büyüdü, 2 hafta oldu görmeyeli, resimlerle, videolarla, skype'la avunuyoruz, koymuyor desem yalan olur, büyürken yanında olamamak zorlaşıyor gün geçtikçe, böyle mutlu diye, bak bu lafı kullanmak istedim yıllarca ve geliyor '' baba yüreğime taş basıyorum'' ehh be kim tutar beni, daha kıdemli evliler ise her ne demekse yaz bekarı diye bir laf türetmişler, aha ulan ah diye imrenir gözlerle bakıyorlar ama ben onların hij mi hi anlamıyoo.Bu da minik adamımın son hali, çok yandı, bronzlaştı, az önce geldi, sıcak sıcak resim. Çok muhlis bir dev kendisi, as i mentioned before, he is huge. Kumsalda yaşıtı kızlar geliyormuş, yarısı kadar, kız çocuğu tabi, daha ilgili etrafla, el mel uzatıyormuş bizimkine, yok, diyor annesi, ya havaya bakıyor, ya pis pis bakıyor, ya da dalga geçer gibi çekip ayağını emiyormuş. Ulan az sosyal ol kime çekti ki bu herif?


Daha önce de belirttim, ev alma işini, şu an stand by oldum, az daha geçen pazar bitiriyorduk ki işi, aman aman borçlanmayın, global kriz şu bu. Ara verdik, ulan esnaf mısın, özel sektör mü? sana ne, diyenlerde oldu, kaldı ki haklılar, kriz oldu mu en az etlkilenecek gruplardan birisindeyim. Ama yok faziler fırlayacak, yok ev fiyatları maliyet artışı sebebiyle uçacak, almış gazı gidiyor fiyatlar. Ben sonbahar, kışa doğru balonun sönceği, kriz çıksa bile konut fiyatlarının düşeceği görüşündeyim. Alacağımız yeri ve siteyi bulduk, sadece, sonbahar, kış gibi satılık bulup, almak kaldı. Bu kadar şeyi niye yazdım, ulan bu emlakçıları hiç sevmem, hatta geen sene ev değiştirirken burada da bahsettim sanırım, birisini, ev sahibi aldı elimden, yemin ediyorum, hayatta belki de ilk defa bir bayana elim böyle kıpırdanır gibi oldu. Alayı mı sahtekar olur bunların, bir de kurumsallaştıkça dilleri falan bir uzuyor, beni isimle mi korkutacakasın? Ev sahibine teklif ettim ben buna para mara vermeyeyim, sizi sözleşmeden dolayı mahkemeye falan verirse, neyse cezası ben öderim, bak yazılı metinle tahahhüt bile veririm dedim, hanım sakinleştirdi de, olay kapandı, ben sırf bu karıya param geçmesin diye psikolojik rahatlama için ev sahibine verdim parayı, emlakçıya verilmek üzere diye, ne değiştiyse..., neyse konu geçmişe gitti gene, ev ararken anladım, ulan tam söğüşçü herifler, şimdi taktik şu, bu ev kaç para? atıyorum ev sahibi 500 istiyor ama ben pazarlığı yapar 450'ye indirmeye çalışırım, sonuçta hepimiz kazanalım değil mi? pi bi sırıtış, solda parlayan ceyar yuving dişi. Sonra ara tara, ev sahibi bulunur, öğrenilir ki, emlakçı official değil, öyle aramış takip edebilir miyim? falan, eyi dayı kaç lira, 440. Yuh, ulan sen direk dersen 440 biliyorum ki o ev pazarlıkla 400-410, emsallerine bakıyorsun sitede ona göre fiyat çekiyor emlakçı kafasından, amcayı araştırdık ki satan adamın bir yerden ev almış, beklemeden araya ihtiyacı var, 15-20 eksik olsun hızlı olsun derdinde. Bir arkadaşım geçen hafta 460 dan bir kuruş aşağı olmaz denilen evi tam 375'e aldı. Bu kadar pazarlık payı mı olur, ben sevmem bu  pazarlık işlerini ama satıcı ve aracılar bu denli sahtekarken, tam 95000 ytl indirim mi olur? Orada ilk fiyat ve yakın fiyattan alan olmuş mudur diye baya düşündüm. Bakalım bu sefer de teğet mi geçecek!!!! göreceğiz.
Geçen hafta şans eseri, kelebek melebek incelerken, inci kaynaklı, bir hikayeye rastladım. Gerçekten şaşırttı beni, aynı Lost gibi, gece saat üçe kadar uyumadan bitiriverdim hikayeyi, tabi bitirdim dediğim, günümüze yetiştim. Yoksa hala devam ediyor öykü. Öykü based on a true story ve bir aşk hikayesi, olay alanyada geçmekte, ve şimdilik 4-5 sene anlatıldı. Şunu iddia edebilirim ki, zaman zaman fazla oryantal gelse de bu kadar iyi anlatım uzun zamandır görmedim. Benzetmelerde zaman zaman koltuktan düştüm,gülmekten özellikle futbol dinamikleri, ritüelleri bir aşk hikayesinde durum anlatımında nasıl kullanılır, bittim resmen, zaman zaman da durduk yere, anlayın işte :(... Bence mutlaka okuyun, bu inci sözlükte yazan birisinin amatör bir girişimi değil, yarın birgün çıkar çapanoğlu, silinme ihtimaline karşılık, filtre miltre az kaldı, çıktısını da aldım, filtreleyip sadece yazarın yazılarını okursanız 36 sözlük sayfası, eğer sözlük formatında yorumlar da olsun derseniz, 400 civarı, tamam sadece yazarı okumak bile yetiyor ama, inci formatında biraz bel aşağı yorumlarla okumak, veya duygulanan piç!!leri okuyup, panpamsın mk yorumları, ne bileyim, sanki lisede yakın arkadaşlara, duygusal türk filmi seyreder gibi oluyor. Ben çok ama çok sevdim, başta da dedim biraz arabesk, ama çok sağlam kurgu, Hem biraz arabesk olan ne çirkin ki, işte o biraz da bitiyor iş. Baştan söyleyeyim, çok ama çok küfür var, o da inci jargonuna uysun diye sanırım. Elitist olmayın bakalım, tapınılan Salinger veya Palahniuk ergenlerinden farkı yok, kelebeğin.
Hikayenin ismi Anlatsam mı, anlatmasam mı? bu 18+linki, yorumlu olan:
Bu parazitsiz olan form, sadece yazarın entryleri var:
Hmmm yazarın mahlası hakkında yorum yapamıyacağım, ama kendisi çok yetenekli, başta bu ne acaba derken ortalara doğru bağımlı oluyorsun. Amma övdüm değil mi, para almış gibi:) Bilmiyorum ki, çok benzeşen yönümüz olmasa da lise yıllarıma döndüm, hatta ortaokul, o küfür etmenin, büyüme sayıldığı, hormonların etkisiyle kırolaştıkça kırolaştığımız yıllar.

Musikisel işlerde, bu ara management ve two doors çok dinlemekteyim.


Bayadır yazmıyorum, bir de gıdasal ek yapayım, eğer türk kahvesi seven bünye sahibiyseniz, ben gibi, küçük bir önerim olacak. Çok gezen ve her gezdiği yerde yemek yiyen bünyeye ikram geldi, kahve yanına likör bardağında, bu ne derken öğrendim ki, kahvenin yanına soda, dur dur, bu muydu deme hemen! uludağ frutti soda mı ne var, onun narlı sodası bulunuyor efenim, alınıyor bir küçük bardağa iki buz kırılıp, ice slashden hallice parça büyüklüğü olacak, soda ekleniyor ve bu sıcak havalarda kahve yanında veriliyor. Valla ben kolay beğenmem, hoşuma gitti.
 
ps: ön izlemede baktım, liste az cafcaflı olmuş. Renk sanırım default geldi, anlamadım

13 Temmuz 2011 Çarşamba

Fil Avrat Otu

Atropa elephantodonna gibi bir isim uydurulabilir, özel bir ot, inat yapıyor. Bu da isim babası gibi zehirli olabilir. Nereden geldi dersek, bir CK vakası daha yaz başı ya, bana rahat fazla, inadıyla saygı topluyor ama zehriyle öldürüyor gibi biri. Daralttı beni, bu sıcaklarda. Umarım, tek çabam da zaten bu yönde; zehiri bir bana olsun, kendi iyi olsun.


One Love için, aklımda kalan, çok sıkıntı verici düzeyde kalabalık olduğu, pazar 16-17 bin kişi deniyor. Nefes alınacak gibi değildi, bazı denyosanlar, abijim, biz festivale geldik, illa konser mi dinliyeceğiz, canım ister piknik yaparım kafasında, aydos tepelerini önerdim onlara, iyi gelir, hem hava temiz.



Bu arada İstanbul'un gözünü seveyim, haftasonu ciddi anlamda bunaldım, o ne hava be, 2 defa zorlamayla dışarı çıktım, tüm haftasonu balkonda plastik bir sandalyede oturup, hortumla oturduğum yerde kendimi suladım, çok efektif bir yöntem, eş zamanlı kitap okunup, müzik dinlenemese de kim takar. Kayın the peder'in makas getirin de şunu bir budayayım da gizli odun göndermesi bile sıkıntı yaratamadı bende, jr'a havuz almışlar, ki öyle minik değil ben, c, jr içine girince ben boyut 2 kişi daha alır, fakat pompa almayı unutmuşlar ki bu beni havuz şişirmekten, bitik hale gelmiş akciğer ve şaşı bakan göz sahibi yaptı o sıcakta. Neyse ben sandalyede, elde hortum, jr havuzda, bir kendime bir ona çok güzel bir balkon sefası oldu.

Bu da hedaye-ül gece olsun;



3 Temmuz 2011 Pazar

One love

Yunanistan konseri setlisti bu şekilde olmuş
Zaten parça listesini değiştiren bir grup değil. 
Camera ile başlayacak, bis muamma.

One love'ın gidişi güzel de çıkışında yaşanan sorunları one love 2010 için daha önce belirtmiştim.
Suede, yarın mesai'de baygın bakışları, ağrıyan başı hakeder mi, kararsızım.
Tabi sevenleri için harika olacaktır ama editors sonrası suede, daha anlaşılır kılmak için, duman sonrası zuhal olcay gibi birşey sanırım. başta çalarlarsa sleeping pill dinler eve dönerim belki


Konser gündemi böyle işte, bu hafta leyleklik görevime ara verdim, artık, havaalanı kontrol noktası görmek istemiyorum, nefrette trending topic #havaalanı, havaş, varan (satıştan bağımsız), dişağrısı, kanaltedavisi, implant...
Ciddi bir diş sorunu yaşadım ki 16 yıllık tanışıklığımızda ilk defa C. panikledi o derece sıkıntı çektim, davula döndü suratım. Apse = drenaj cümlesinin gerçekliğini yaşamama vesile olan yapımda ve yayında emeği geçenlere de saygılar (çok sinirlendim, patlamamak için dişimi sıkarken, çat dolgum kırıldı diye başladı hikaye, spontan değil yani rahatsızlığım)
Buradan anne baba yaklaşımıyla bak öfkeyle kalkan zararla oturur çıkarımı yapılamaz ki aksine çürütür teoremi, o esnada böğürseydim ve içime atmasaydım, ne o dolgu patlardı ne apse olurdu ne de çenemi yardırırdım. Bundan sonra kararlıyım hep öfke hep öfke, yine yeni, yeniden:)

The man who i own, bir büyüdü büyüdü, annesi ile güney sahillerinde fink atmakta, çok zor fakat bu zorluğa katlanma sebepleri yanında bonus pack olarak gelen birşey bu parental işler. An itibarı ile kararım bu şekilde bakalım değişir mi?

Ciddi anlamda şu aralar emlak işine sarmış bünye olarak şu yolculuk ve konser, ki unutmadan yaz dönemi olduğu için giren nöbetlerden fırsat bulursam, ev alma, alamama, beğenme, beğendiğini belli etmeden fiyat teklif etme, eşin beğendiğinden aynı eşi nefret ettirme rehberimi yayınlayacağım.